Hayvanlar 5 dk okuma Mert Aydıner
Güvercinler Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler: Yolu Kokuyla Bulan, Yavrusuna Süt Veren Kuşlar
Güvercinin yön bulma yeteneği hâlâ tam açıklanamadı, yavrusunu kursak sütüyle besliyor ve yürürken başını görmek için sallıyor. Şehrin en tanıdık kuşu hakkında bilmediğiniz ayrıntılar.
Güvercin, şehirde yaşayan hemen herkesin her gün gördüğü ama neredeyse hiç merak etmediği bir kuş. Meydanlarda yürüyen, saçak altına yuva yapan, ekmek kırıntısı peşinde koşan bu canlı, aslında insanlık tarihinin en eski evcilleştirilmiş kuşlarından biri. Yön bulma yeteneği hâlâ tam olarak açıklanamamış durumda, yavrularını süt benzeri bir salgıyla besliyor ve aynada kendini tanıyabildiğine dair gözlemler var. Kısacası şehir güvercini, sıradan görünüşünün altında oldukça sıra dışı bir hayvan.
Kayalıkların kuşu neden şehirde yaşıyor?
Bugün caddelerde gördüğümüz güvercinlerin atası, deniz kıyısındaki kayalıklarda ve uçurum oyuklarında yuva yapan kaya güvercinidir. Şehirlerin çıkıntılı cepheleri, balkon altları, havalandırma boşlukları ve köprü ayakları bu kuş için doğal yaşam alanının neredeyse birebir taklidi gibidir.
Bu yüzden güvercin şehre uyum sağlamış değildir; şehir, güvercinin zaten alışkın olduğu araziyi yeniden üretmiştir. Yırtıcıların azlığı, ısınan yapılar ve insan kaynaklı besin bolluğu eklenince popülasyonlar hızla büyümüştür.
Yön bulmanın çözülmemiş bilmecesi
Bir güvercin, hiç görmediği bir noktadan bırakıldığında yüzlerce kilometre öteye, kendi yuvasına dönebilir. Bu yetenek yüzyıllardır kullanılıyor ama nasıl işlediği hâlâ tam olarak bilinmiyor. Öne çıkan açıklamalar birkaç sistemin birlikte çalıştığını söylüyor.
Bunların başında güneşin konumunu iç saatle birleştirerek yön belirlemek geliyor. İkinci bir ihtimal, dünyanın manyetik alanının algılanması. Üçüncü ve şaşırtıcı olanı ise koku haritası: kuşun büyüdüğü bölgede rüzgârla gelen kokuları öğrendiği ve bunları bir tür pusula gibi kullandığı düşünülüyor. Alçak frekanslı ses dalgalarını duyabilmesi de uzak arazileri "işiterek" tanımasına yardımcı olabilir.
Süt veren bir kuş
Güvercinlerin en az bilinen özelliği, yavrularını besleme biçimidir. Kursaklarının iç yüzeyinde üretilen, protein ve yağ bakımından zengin bir salgı vardır. Bu koyu kıvamlı madde yavruya ağızdan verilir ve süte benzetildiği için kursak sütü olarak anılır.
Bu salgıyı hem dişi hem de erkek üretir; yani yavru bakımı gerçek anlamda paylaşılır. Yavrular hayatlarının ilk günlerinde yalnızca bu salgıyla beslenir, sonra yavaş yavaş tohuma geçirilir. Kuşlar arasında bu kadar yoğun bir ebeveyn yatırımı görülen tür sayısı azdır.
Şehirde ekmek: iyi niyetin ters etkisi
Parklarda güvercinlere ekmek atmak yaygın bir alışkanlık, ama kuşun sağlığı açısından sorunludur. Güvercinin doğal besini tohum, tahıl tanesi ve küçük bitki parçalarıdır. Ekmek hızlı tokluk verir, besleyici değeri düşüktür ve özellikle yavru kuşlarda kanat gelişimini bozan beslenme sorunlarına yol açabilir.
Ekmeğin insanla kurduğu bağ elbette yalnızca beslenmeyle ilgili değil; bereket, paylaşım ve nimet gibi anlamlarla yüklü olduğu için kültürel hafızada özel bir yeri var. Bu yüklü anlamların rüya yorumlarına nasıl yansıdığını merak edenler rüyada ekmek görmek yorumlarına göz atabilir. Kuşlar için ise en uygun ikram, ekmek değil kabuksuz tohum karışımı ve temiz sudur.
Aynadaki kuş: kendini tanımak
Ayna testi, bir hayvanın aynadaki görüntüyü kendisi olarak algılayıp algılamadığını ölçer. Bu testi geçen tür sayısı çok azdır. Güvercinlerle yapılan çalışmalarda, uygun eğitimden sonra bazı bireylerin vücutlarındaki bir işareti ayna yardımıyla fark edip ona yöneldiği gözlenmiştir.
Sonuçlar tartışmalıdır; kimi araştırmacı bunun gerçek bir öz farkındalık değil, öğrenilmiş bir tepki olduğunu savunur. Yine de güvercinin görsel öğrenme kapasitesi tartışmasızdır. Farklı resim gruplarını ayırt edebildikleri, harfleri tanıyabildikleri ve daha önce gördükleri yüzleri hatırlayabildikleri gösterilmiştir.
Baş sallayarak yürümenin nedeni
Güvercinin yürürken başını ileri geri sallaması, denge kurma çabası değildir. Aslında baş sabit kalır, gövde ilerler ve baş belirli aralıklarla öne atılır. Yani hareket iki aşamalıdır: baş bir noktada donar, vücut yaklaşır, sonra baş yeni bir noktaya sıçrar.
Bunun nedeni görüntüyü sabitlemektir. Baş kısa süreliğine hareketsiz kaldığında sahne net kalır ve kuş çevredeki ayrıntıları, özellikle küçük tohumları ve hareket eden tehlikeyi ayırt edebilir. Yürüyen bir insanın bakışlarını sabitlemesiyle aynı işi, güvercin tüm başını kullanarak yapar.
Görme yeteneğinin şaşırtıcı genişliği
Güvercinin gözleri başın iki yanında olduğu için görüş alanı neredeyse tam çevre boyunca uzanır. Arkasını dönmeden çevresinin büyük bölümünü görebilir. Ayrıca insan gözünün algılayamadığı morötesi ışığa da duyarlıdır.
Görsel çözünürlüğü ve hareket algısı da yüksektir. İnsanın akıcı gördüğü hızlı hareketleri kare kare ayırt edebildikleri düşünülür. Bu duyarlılık, kalabalık bir meydanda ayaklar arasında dolaşıp son anda kanatlanabilmelerinin de açıklamasıdır.
Sadık çiftler ve yıl boyu üreme
Güvercinler genellikle uzun süreli çiftler kurar ve aynı eşle birden çok kez ürer. Yuva basit bir çöp yığını gibidir; birkaç dal ve tüyden oluşur. Buna karşın konum seçimi titizdir: korunaklı, yağmur almayan ve erişimi zor bir çıkıntı tercih edilir.
Şehirde besin bolluğu nedeniyle üreme neredeyse yıl boyu sürebilir. Genellikle iki yumurta bırakılır, kuluçka ebeveynler arasında paylaşılır. Yavrular yuvadan ayrılana kadar bakım görür ve ilk uçuşta çoğunlukla yetişkin boyutuna yakındır; bu yüzden şehirde yavru güvercin görmek nadirdir.
Postacı kuş olarak uzun bir geçmiş
Güvercinin yuvaya dönme içgüdüsü binlerce yıldır haberleşme için kullanıldı. Antik dönemde savaş ve ticaret haberleri, sonraki yüzyıllarda ise resmî yazışmalar bu kuşlarla taşındı. Telgraf yaygınlaşana kadar birçok bölgede en hızlı iletişim yöntemlerinden biriydi.
Sistemin mantığı basittir: kuş gideceği yeri değil, döneceği yeri bilir. Bu yüzden mesaj yalnızca tek yönde, kuşun yuvasına doğru taşınabilir. Yarış güvercinciliği bugün de sürüyor ve bu kuşların yüzlerce kilometreyi saatler içinde kat ettiği biliniyor.
Şehirle birlikte yaşamak
Güvercin yoğunluğu binalarda kirlilik ve bakım sorunlarına yol açabilir. En etkili yöntem, besin kaynağını azaltmak ve yuva yapılabilecek boşlukları fiziksel olarak kapatmaktır. Açıkta bırakılan çöp ve düzenli yem dökümü popülasyonu doğrudan büyütür.
Balkon ve cephe koruması için file ve çıkıntı engelleri, kuşa zarar vermeyen çözümlerdir. Şehirde güvercinin varlığı kaçınılmazdır; mesele onu yok etmek değil, sayısını ve temasını dengede tutmaktır. Bir sonraki sefer meydanda bir güvercin gördüğünüzde, yön bulma yeteneği hâlâ tartışılan, yavrusuna süt benzeri bir salgı veren ve başını görmek için sallayan bir kuşa baktığınızı hatırlayın.